Sessiz, sakin bir kasabada yaşıyorum. Evimin şirin bir bahçesi var. O bahçede geçiriyorum zamanımın çoğunu. Çiçeklerle uğraşmak ayrı bir zevk veriyor bana. Hele bir ağacım var ki ben küçükken babamla
beraber dikmiştik.Şimdi boyumu bile geçti uzunluğu.Bir ağaç kolay yetişmiyor, kolay büyümüyor.Tıpkı küçük bir bebek gibi narinler daha fidanken.En ince rüzgar incitmeye hazır onları. Kar yağdığında bir kardelen edasında kışa inat büyürler, bahar geldimi en güzel çiçeklerini meyvelerini bize verirler. Benim ağacım bir çocuk kadar hassas ve sakin.Tek farkı en büyük destekçim olması,derdimi dinleyen beni anlayan olması. Sanki o ağacın şafak vaktindeki gölgesi oldu tek desteğim. Her düşüşümde dallarından güç aldım, sığınacak limanım olmadığında bile gölgesinde sabahladım.
En güzel şiirlerimi , en güzel mısralarımı onun gölgesinde yazdım ben. Havanın temizliği, bahçemin şirinliği, ağacımın gölgesi ayrı bir tat verdi yazılarıma. Şimdi ise insanlar ellerinde balta, ağaçları kesiyorlar. Hiç acımadan onları incitiyorlar. Oysa ben bütün hayatımı bir ağacın gölgesinde yaşadım. Sevincimi , acımı onunla paylaştım. Başarılı olduğumda dallarıyla sımsıkı sarıldı bana, güç verdi adeta. Ben her mevsim sevdim onu yaz , kış , bahar , güz. Kar yağışını beraber kutladık, Nevruz'un gelişini coşkuyla selamladık. Ona zarar vermek isteyenleri birlikte uyardık."Geleceğimize dokunma!" önce bir düşün dedik. Birbirimizin yoldaşı olduk bazen en büyük sırdaşı. Şimdi ise insanlar hiç düşünmeden ağaçları kesiyorlar.Onları ve çevrecileri en derinden yaralıyorlar.
Babam bana ağacımı dikerken sende ileride kardeşine öğreteceksin ağaç sevgisini demişti. En büyük hayalimdi o günden sonra kardeşimin doğup büyümesini iple çekiyordum. Beklenen gün gelmişti nihayet.Ellerimize birer fidan alıp çıktık bahçeye. Bak dedim o da seninle birlikte büyüyecek.Her geçen gün biz insanlar gibi yeni yeni umutlar yeşertecek. Ne olursa olsun dallarıyla tutacak hayata. Senin ona su vermeni bekleyecek.Yağmurun yağışını baharın gelişini izleyecek. Babam karşıdan bizi izliyordu gülümseyen gözleriyle. Belkide içinde "İşte benim kızım." diyordu. Onun bana geçmişte verdiği doğa sevgisini kardeşime aşılıyordum şimdi onun için ne kadar gurur vericiydi. Kardeşimde benim gibi sabırsız bir çocuktu. Her gün elinde su şişesi fidanın başında görür olmuştum onu. "Hala neden büyümedi fidanım abla diyordu." Her gün günlüğünde fidanından bahsediyor, arkadaşlarına anlatıyordu. İşte o zaman dünyanın en mutlu insanıydık ben ve babam artık doğamız bir sevenini daha kazanmıştı sayemizde.
Sadece ben değildim küçük bir fidanla hayata merhaba deyip , ağacın gölgesinde yaşamını sürdüren. Kardeşimde emin adımlarla benim izimden gidiyordu. Bir gün okuldan eve döndüğünde koşarak yanıma geldi, o deniz mavisi gözleri bu defa gülmüyordu.
"Abla okulumuzun etrafındaki ağaçları kesiyorlardı, yapmayın dedim beni dinlemediler . Baltayla hiç acımadan dallarını kestiler. Bak ama topladım ben onları fidanımın yanına getirdim." dedi. Sımsıkı sarıldım o an kardeşime işte küçücük kollarıyla ağacın dallarını taşımış onlar için gözyaşı dökmüş. Üzülme dedim geleceğimizi öldüremezler. Toprağımızı bitiremezler.O gece ben yatırdım yatağına onu. Bana ağaçları anlat dedi. Her zaman anlattığım hikayeyi anlattım ona: Çok eski çağlarda, yurdumuz ormanlarla kaplıydı. O devrin insanları , ağaçlardan faydalanır , neşe içinde yaşarlardı. Bu mutlu yaşayışları devam ederken sonradan gelen nesiller, ağaç ve ormanın faydalarını bilmediğinden zamanla bunları yok etmişlerdi.Okullarımızda Mart ayı içerisinde ağaç ve orman haftası kutlanır. Bu zamanda gençler de yurdun bazı yerlerinde , orman meydana getirilmesi için, ağaçlar dikerler.
Ne güzeldi eskiden çiçekler dallarında,ağaçlar meydanlarda mis gibi kokardı güller yurdumda.Geleceğimizi öldürdüler, karış karış toprağı bitirdiler.Martılar uçmaz oldu gökyüzünde , güvercin konmaz oldu artık pencereme. Ağacım dallarıyla sarılmaz oldu bana bu günlerde.Şimdi insanlar ellerinde balta ağaçları kesiyorlar. Oysa ağaç bir yurdun en büyük süsüdür.
Keşke herkes anlasa doğa sevgisini,faydasını. Küçücük çocuklar hasret kaldı sayelerinde temiz havaya. Söylesinler bana ileride ben çocuğuma bir fidan diktirtemeyeceksem ağaç sevgisini öğretemeyeceksem
her gece uyurken bana ağaçları anlat diyemecekse yavrum. Neye fayda ağaçların kesilmesi? Karış karış toprağın bitirilmesi? Ben kardeşimle beraber bir fidan diktim geleceğe. Bütün bir hayatım boyunca acısıyla tatlısıyla onu sevdim. Ondan güç aldım her adımımımda. Yol gösteren ışığım oldu adeta. Gölgesinde ferahladığım, zor durumda kaldığımda bile varlığını bilerek ayakta kaldığım. Söylesinler bana kim olacak o yoksa en büyük destekçim? Kim saracak beni şefkatli kollarıyla, kim dinleyecek her saniye derdimi bıkmadan usanmadan bir öğretmen edasıyla? Bir fidandın, büyüdün benimle beraber , kardeşimede banada en büyük arkadaş oldun.Küçük yaşlarda tutunacak tek dalımız büyüyünce hayatımız oldun. Şimdi ellerinde baltalar seni kesmek istiyorlar. İzin veremem buna kıyamam gözyaşlarına... Babamdan öğrendim sevgini, adınla büyüdüm her daim. Geceleri kardeşimi uyuttum senin masalınla. İzin veremem buna kıyamam gözyaşlarına...
Dur! Dokunma benim ağacıma, bizim fidanımıza.O bizim geleceğimiz.Geçmişteki izlerimiz. Bir derdin varsa söyle bana elini uzatma ağaçlara. Dokunma geleceğime! Öğretmedimi sana atalarımız yarının doğası bugünden yaratılır diye. Sen sakın korkma ağacım. Bütün bir hayatım seninle geçti. Arkadaşlarımdan bile yakınsın bana. Kimse kesemez seni, hayallerimi.Bayramın var bugün toprak, ak tüllere boyanda gel yanıbaşıma , bize bol bol ürün ver ey ağaç. Söğüt, gürgen,meşe,kavak, bu yamaçlar hep dolacak. Ağaçlar geleceğe büyük bir ışık saçacak, mutlu günün yakın toprak. Başak,çiçek,yonca,filiz, fidan çimen hepsi aziz, ağaçsız yer çok ıssız, yeşilliğinle öğün toprak.

LinkBack URL
About LinkBacks





Alıntı
